Anne Ben Hepsini Gördüm
Annem yeni doğum yapmıştı. Bir kardeşim olmuştu. Ben artık ağabeydim. Hayal meyal hatırlasam da bazı şeyleri hala 25 yaşıma gelmeme rağmen unutamıyorum.
Annem hastaneden gelir gelmez bebeği beşiğe koydu ve bana sarıldı. “Şimdi artık düzenimiz bozuldu ama bugünleri de atlatacağız. Seni çok seviyorum.” dedi.
Bebek çok ağlıyordu, annem geceleri uyuyamazdı. Bana her gün şarkılarla güne başlatan hayat dolu annemin yerini yorgun, sinirli bir kadın almıştı. Gündüzleri ağlayıp nefes darlığı geçirdiğine şahit oluyordum. “Bebeği oldu diye mi ağlıyor?” diye düşünüyordum hep.
Kahvaltı hazırlarken, yemek yaparken hep aceleyle yapardı.
Babam sevgisini hiç eksik etmeyen biriydi ama anneme karşı öyle değildi. Yaptığı yemeği beğenmez, “İşten geldim yorgunum, çay koy.” deyip televizyon karşısına geçer, benimle ya oynar ya da telefonuna dalardı. Annem ona kapıyı açtığında “Hoş geldin, nasıl geçti günün?” derdi, o sadece “İdare” deyip geçiştirirdi. Annemin yüzüne hüzün olurdu. Şimdi anlıyorum, sadece ona “Nasılsın?” demeyi bekliyordu.
Annem çok yoruluyordu, yoksa evine ve çocuklarına düşkün biri diye anlatırdı babam onu herkese. “Bu günler geçecek, her şey yoluna girecek.” derdi hep annem.
Bazen babam çok üzgün oluyordu, işleri yolunda gitmiyordu. Annem “Geçecek, sana inanıyorum. Sana en sevdiğin yemeği yaptım, çay da koyarım.” deyip hep babama destek olurdu.
Çok severdi babamı, bilirdim. Annem sevgiyle her şeyin değişeceğine inanırdı. Beni hep sevgiyle büyütürdü. Ama bazen öyle yoruluyordu ki, sanki annem yerine bir sinir patlaması sonra ağlama krizine girerdi. Bebek ağlıyordu, koşardı yemek yanardı, koşardı babam gelsin diye. Ama uykusu hiç olmazdı.
Bir gün annem yemeği yetiştirememişti. Babama “Bugün hiç iyi değilim, kendimi çok yalnız hissediyorum.” dedi ve babam omzumu silkeledi, anneme hiç inanmıyormuş gibi yapıp sadece onu azarladı. Oysa annem depresyona giriyordu.
Annem babama bir gün dedi ki: “Çamaşırları yıkadım ama asamadım, kuruması için onları bahçede asar mısın?” Babam astı ve geldi, dedi ki: “Seni uyarıyorum, bu senin görevin. Bir daha çamaşırı biriktirme.” Annem “Unutuyorum.” dedi.
Bir gün annemin, bir arkadaşının ailesiyle gittiği piknik fotoğraflarına bakıp hüzünlü şekilde gözlerimin dolduğunu gördüm. Annem de istiyordu bunu, babama derdi: “Çok bunalıyorum, dışarı çıkalım.” Babam “Çalışmam lazım, kirayı kim ödeyecek?” deyip geçiştirirdi. “Eskisi gibi giyinmek, dışarı çıkmayı çok özledim.” dedi, babam ses çıkarmadı.
Misafirler gelmişti. Babamın arkadaşıyla işi vardı. Arkadaşına “Hadi oraya gidelim, sonra da yemek yeriz.” dedi. Annem heyecanla “Biz de gelelim, dışarda yemek yemek bana iyi gelir.” dedi. Babam surat astı, “Bevek durmaz, evde kal.” dedi ve arkadaşı ve eşini alıp gitti. Annem sarıldı bana, çocuklar gibi ağladı.
Annem diğer gün kırılgan kalbiyle güne devam etmeye çalışırken babama çamaşırı asar mısın, bebek durmuyor dedi. Babam “Beni ilgilendirmiyor.” dedi. Annem öyle bir çığlıkla babama bağırdı ki: “Yeter, yeter! Çok yoruluyorum, çok yorgunum. Anlamıyor musun?” Babam sinirle anneme küfürler etmeye başladı. Ona canını acıtacak, gururunu kıracak her kötü sözü aklına gelen ne varsa demeye başladı. Annem ağladıkça babam onun duygularını küçümsüyor, kendi haklılığını kanıtlamaya çalışıyordu. Annem bağırınca cezalandırılırdı, ama o bağırınca meşrulaştırmıştı.
“Çirkin suratlı karı” dedi anneme. Annem çıldırmışçasına babamın çenesinden tuttu: “Yüzüme bak! Yüzüme! Ben çirkin miyim?” Babam anneme öyle bir tokat attı ve onu darp etti.
Annem çığlık atıyor, ağlıyor, yalvarıyor, bana sarılıyor ama ne yapacağını hiç bilmiyordu.
Çenesinde çizikler, yanağında morluklar birkaç gün öyleydi. Hem babama yemeğini indiriyor, çayını koyuyor, hem de kırgınlığını anlatıyordu. Babam anneme “Sen tahrik ettin, sen yaptın.” diye söylenirdi.
Yine bir gün babam anneme çay koy dedi. Annem “Yapmayacağım, beni dövmeyi kendinde hak gördüğün için sana hizmet etmeyeceğim.” dedi. Babam yine annemi dövdü.
Ben bu anları hiç unutamıyorum. Annemi döver, sonra gelip bana “Satılırdı babam. ‘Korkma oğlum, annen delirmiş senin.’” deyip vicdanını rahatlatırdı. Bu artık normal bir hal almaya başlamıştı.
Bir gün annem bebeği emzirdi. Geldi, bana sarıldı, öptü, kokladı, evden çıktı gecenin yarısıydı. Babam umursamadı, benimle oynamaya devam etti. Ben annem geri gelecek diye beklerken, annem bir daha geri gelmedi.
Sabah doğru öğrendik: Annem kendini bir tren istasyonunda kendini attı, bedeni yok olurcasına paramparça olmuştu.
Annem yok oldu, sadece bir mezarı vardı. Babam bizi tek başına büyüttü ama hep yalnız kaldı. Hep sessiz kaldı.
Şimdi tek başına, sadece öylece annemin mezarına bakıp gözlerindeki gözyaşını akıtıyor, onları silmiyor bile. Annemin söylediği şarkıları evin içinde mırıldanıyor. Öylece annemin fotoğrafına bakıp iç çekiyor ve babam yapayalnızdı artık.
Bu hikaye, yalnızlığının içinde var olmaya çalışan kadınlara ithafen.
Yorumlar
Yorum Gönder