Beser
Beser By Cilem Yasmin Hastane bugün yine çok yoğundu. Başhemşire olarak görevimin başındaydım. Zorlu bir doğumu atlatmıştık; annesi bebeğine kavuştuğu anda döktüğü gözyaşları, tüm yorgunluğumu aldı. Biraz nefes almak için çay ocağına geçtim. Elime aldığım çayın sıcaklığıyla birlikte yorgunluğum kayboldu. O bebeğin dünyaya gözlerini açışını hayal ediyordum. Tam o sırada acil alarmı çaldı: Doğum gelmişti. Koşarak acile vardım. Hamile olmasına rağmen çelimsiz, başında bembeyaz bir yazması olan genç bir kadın vardı. “Sancınız var mı?” diye sordum. Sadece yüzüme bakıyordu. Tekrar sordum; hâlâ cevap yok. Suyunun geldiğini fark ettim. Ağzını açıyor, bir şeyler söylemek istiyor ama konuşamıyordu. Dilsiz mi diye düşündüm, ama mimikleriyle beni anladığını hissediyordum. İki yıl önce Dersim’den İstanbul’a göç etmişler. Bu, onun dördüncü çocuğuydu. Onu doğumhaneye yönlendirdim. Kontrollerini yaparken eşini gördüm ve bilgi almaya çalıştım. Sonra gerçeği anladım:...