Kayıtlar

Susan

  Susan İshak Paşa Sarayı’na adım attığımda elimde fotoğraf makinemle avlunun her köşesini çekmeye başlamıştım. Güneş taşların üstünde kırılıp parlıyor, rüzgâr başörtümü hafifçe savuruyordu. O anda avlunun bir köşesinde, duvara yaslanmış bir kadın gördüm. Elleri birbirine kenetlenmiş, gözleri uzak bir yere dalmıştı. Önce uzaktan seslendim: “Xalê… biborî…” Duymadı. Biraz daha yaklaştım, tekrar seslendim. Başını kaldırdı ama bakışı hâlâ iç dünyasındaydı. Omzuna hafifçe dokundum. İrkildi. Gözleri bana odaklandı. “Tu başî, xalê?” dedim Kürtçe. Bu kez beni duydu. Hafifçe başını salladı. “Başim evîna min… lê hestên min dûr in. İyiyim evladım… ama düşüncelerim çok uzaklarda,” dedi. Merak ettim. “Çima evqas fikrî? Neden böyle dalmışsın?” diye sordum. Kadın taş duvarlara bakarak anlatmaya başladı: “Ev der… zarokiya min li vir derbas bû… Bu yer… çocukluğum burada geçti.” Bunu duyunca sorular ardı ardına geldi. “Hikâyen nedir, xalê?” Kadın başını hafifçe salladı: ...

Beser

  Beser By Cilem Yasmin  Hastane bugün yine çok yoğundu. Başhemşire olarak görevimin başındaydım. Zorlu bir doğumu atlatmıştık; annesi bebeğine kavuştuğu anda döktüğü gözyaşları, tüm yorgunluğumu aldı. Biraz nefes almak için çay ocağına geçtim. Elime aldığım çayın sıcaklığıyla birlikte yorgunluğum kayboldu. O bebeğin dünyaya gözlerini açışını hayal ediyordum. Tam o sırada acil alarmı çaldı: Doğum gelmişti. Koşarak acile vardım. Hamile olmasına rağmen çelimsiz, başında bembeyaz bir yazması olan genç bir kadın vardı. “Sancınız var mı?” diye sordum. Sadece yüzüme bakıyordu. Tekrar sordum; hâlâ cevap yok. Suyunun geldiğini fark ettim. Ağzını açıyor, bir şeyler söylemek istiyor ama konuşamıyordu. Dilsiz mi diye düşündüm, ama mimikleriyle beni anladığını hissediyordum. İki yıl önce Dersim’den İstanbul’a göç etmişler. Bu, onun dördüncü çocuğuydu. Onu doğumhaneye yönlendirdim. Kontrollerini yaparken eşini gördüm ve bilgi almaya çalıştım. Sonra gerçeği anladım:...

Freud,serbest çagrisim

  Freud, Serbest Çağrışım ve Bir Çocuğun Aile Tanımı Geçen gün üç yaşındaki oğluma “Sence ben neye benziyorum?” diye sordum. Cevabı beni hem gülümsetti hem düşündürdü: “Sen çikolataya benziyorsun.” Babası da çikolata olmuştu, kardeşi ise “meme.” İlk anda sadece sevimli bir çocuk yorumu gibi görünse de, eğitimim ve ilgim bana bu sözlerin altında daha derin anlamlar olabileceğini fısıldadı. Freud’un serbest çağrışım tekniğini düşündüm; çünkü oğlumun bu cevabı neredeyse bilinçdışının dürüst bir yansıması gibiydi. Bu yazıda, bir çocuğun dilinden dökülen bu üç küçük benzetmenin ardındaki psikolojik anlamlara birlikte göz atacağız. 🧠 Freud’un Serbest Çağrışımı Nedir? Sigmund Freud, psikanalizin kurucusu olarak insan zihninin derinliklerini keşfetmeye çalıştı. Ona göre, bastırılmış duygular ve düşünceler bilinçdışında saklanır ama zaman zaman, dolaylı yollardan dışarı sızarlar. Serbest çağrışım da tam bu noktada devreye girer. Freud terapi sürecinde danışanlarına, akı...